6 Eyl 2008

NARKİSSOS ve NARSİZM

Hayatımızın içine girmiş, aslında hayatımızın ta kendisini anlatan mitolojik hikâyeleri aktarmaya çalıştığım bu köşemde, bu sayıda Ekho ve Narkissos’un trajik hikâyesinden yola çıkarak Narsizmden bahsetmek istiyorum.
Yunan mitolojisinden Ovidipus’un aktardığı ilginç bir hikâyedir Ekho ve Narkissos’un hikâyesi. Narkissos bir peri ile bir ölümlü insanın kendini beğenmiş bir oğludur. Dağ perilerinden Ekho ona aşık olur. Fakat Ekho’nun aşkını ifade etmesine imkân yoktur. Çünkü hiçbir zaman kendi konuşamamakta; ancak, uzaktan, kendisi gözükmeden duyduklarının son kelime veya hecesini tekrarlayabilmektedir. İşte böylesine umutsuz bir aşka tutulmuştur Ekho.
Narkissos bir gün ormanda av sırasında arkadaşlarını ararken “biri var mı burada?” diye sorunca Ekho’da “burada burada” diye cevap verir. Bunun üzerine Narkissos’da “gel” diye yanıtlar. Zavallı Ekho umut ve sevgi içinde “gel gel gel” diyerek ortaya çıkar. Fakat kendini beğenmiş! Narkissos herhalde Ekho’yu beğenmemiş olacak ki, pek yüz vermez ve çeker gider. Ekho kırgın, üzgün ve umutsuz bir halde dağlardaki mağaralara sığınır ve şöyle seslenir Olympos tanrılarına “Dilerim o da sevsin benim gibi ve sevdiğine kavuşamasın.”
Acılar Ekho’yu yer bitirir sonunda bedeni dağlarda kayalara, sesi ise kayalarda “eko” dediğimiz yankılara dönüşür. Ekho’nun dileğinin gerçekleşmesi Narkissos için imkânsız görünmektedir, çünkü kendini beğenmişin başka birisini gerçekten sevmesi olanaksızdır. Ama tanrıların adaleti er geç yerini bulur.
Bir gün Narkissos dağlarda dolaşırken ağaç ve yeşillikler içinde kaybolmuş bir pınara rastlar. Eğilip su içmek istediğinde, suda gördüğü kendi hayalini beğenip, ona yani kendisine aşık olur. Narkissos bu sefer gerçekten sevmiştir. Ellerini bu kusursuz güzelliğe doğru uzatır ama dokunamaz. Tıpkı Ekho gibi çok sevmiştir ama sevdiğini elde edemez. (Zaten kıvılcımlar elden uzak olduğunda ateşe dönüşmüyor mu?) Sevdiğini elde edememenin ağırlığı altında sararıp solar ve ölür. Daha sonra orman perileri Narkissos’un cesedinin yerinde bir çiçek bulurlar. Nergis çiçeği. O günden beridir nergis, kendini beğenmişliğin sembolüdür.
Başka bir rivayete göre de bu hikâyenin sonunda daha farklı olarak şöyle bir bölüm vardır.
Orman tanrıçaları Narkissos’un kendi yansımasını gördüğü pınarı bir gözyaşı şişesine dönüşmüş olarak bulurlar. Tanrıçalar pınara niçin ağladığını sorar. ”Narkissos için ağlıyorum” diye yanıtlar göl. Bunun üzerine tanrıçalar “Bizler ormanda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebildin yakından” derler. “Narkissos yakışıklı bir gençmiydi” diye sorar göl, tanrıçalara. “Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki” diyerek yanıtlar tanrıçalar. ”Üstelik hergün senin kıyılarına gelip dolanıyordu” Göl bir süre sessiz kaldıktan sonra şöyle der “Narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmedim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.”


Bizler narsist kişilik özelliklerini bu hikâyeden başlayarak öğrendik; Tıp tarihi Narkissos’dan esinlenerek Narsizm ismini verdi bu kişilik bozukluğuna.
Peki, kabaca “kendini beğenmiş” olarak tanımlayabileceğimiz narsist bir kişiyi nasıl tanıyabiliriz. Kolaylıkla tanınabilen bir tip vardır. Bu tip kendi kendine yeten bir kişinin tüm belirtilerini gösterir; boş sözler ettiği zaman bile kendini çok önemli bir şey söylemiş gibi hisseder. Başkalarının söylediklerini çoğunlukla dinlemez ya da onlara ilgi duymaz. (Zeki bir insansa, bu tutumunu sorular sorarak ya da karşısındakine ilgi duyuyormuş gibi yaparak saklamaya çalışacaktır.) Narsist kişiyi her türlü eleştiriye karşı gösterdiği aşırı alınganlıktan da tanıyabiliriz. Bu alınganlık her türlü eleştirinin geçerliliğini yadsıyarak, kızgınlık ya da üzüntüyle tepki göstererek ortaya konulur. Pek çok durumda narsist eğilim alçak gönüllülük ya da alttan alma tutumuyla gizlenebilir; narsist eğilimli bir insanın alçak gönüllülüğünü kendine hayran olmak için bir neden olarak kullanması da az rastlanan durumlardan değildir. Değişik belirtileri ne olursa olsun tüm narsisizm türlerinde dış dünyaya karşı gerçek ilginin kesilmesi ortak özelliktir.
Narsist insan bazen yüzündeki anlamla da kendini ele verebilir. Bu insanların yüzlerinde bir yumuşaklık ya da bir gülümseme vardır; böyle yüzlerdeki anlam bazılarınca yumuşak başlılık, bazılarınca da saf, güvenilir bir çocuksuluk olarak algılanır. Narsisizm, özellikle aşırı biçimlerinde çoğu zaman kendini gözlerde acayip bir parlaklıkla belli eder; bu parlaklığı bazı kişiler yan ermişlik, bazıları da, yarı delilik belirtisi olarak görürler. Narsist kişilerin çoğu hiç durmadan konuşurlar, yemekte çoğu zaman yemek yemeyi unutur, herkesi bekletirler. Arkadaşları da yemek de, onların gözünde kendi "ego'larından daha az önemlidir.Narsist, tüm kişiliğini her zaman narsizmin nesnesi olarak görmez; çoğu zaman kişiliğinin bir bölümünü, örneğin onurunu, zekâsını, fiziksel gücünü, mizah yeteneğini, yakışıklılığını narsizmiyle bütünleştirir. Bu kişilerin narsizmleri, bazen de, korkmak ya da tehlikeyi önceden sezmek gibi normal bir kimsenin övünç duymayacağı acayip niteliklere dek uzanır. "Kişi" kendisinin belli bir yönüyle özdeşleşir. "Kim" olduğunu sorduğunuzda verebileceği en doğru yanıt, onun kendi kafası, ünü, parası, vicdanı vb. olduğudur. Narsist kişiye göre narsizminin nesnesi onun ben'ini belirleyen bu yan niteliklerinden biridir. Ben'ini sahip olduğu nesnelerle özdeşleştiren kişi, onuruna yöneltilen bir aşağılamaya aldırmazken sahip olduğu nesnelere yöneltilen saldırıyı yaşamına yapılmış bir saldırı olarak görür. Öte yandan ben'ini zekâsıyla özdeşleştiren insan için aptalca bir şey söylemiş olmak o denli acı vericidir ki bu acı derin bir ruhsal çöküntüye bile yol açabilir. Bununla birlikte bazen kendini beğenmiş, narsist bir insanla kendisini değersiz bulan kişiyi ayırt etmek kolay değildir, bunların ikincisi, başkalarına ilgi duymadığı için değil kendinden kuşkulandığı, kendini değersiz bulduğu için övülmek ve beğenilmek ister.
Narsistlerin davranışlarına örnekleri artırarak sıralamak mümkün. Ama lafı daha fazla uzatmadan, bütün narsistlere bir demet nergis sunarak güzel bir şiirle yazımı bitiriyorum. Bir başka mitolojik hikâyede buluşmak üzere. Hoşçakalın.

Ben bendeki seni seviyorum

Sendeki seni değil

Ben sendeki seni bile tanımıyorum belki

Belki de kendimi seviyorum seni severken

Ya da seni seviyorum diye kendimi seviyorum


cupid of hatred


Dr.M.Ejder SÖZEN

Muğla Merkez 1 Nolu Sağlık Ocağı









1 yorum:

Ebru dedi ki...

Merhabalar,

Günümüz ilişkilerinde yaşanılan sorunlar beraberinde pek çok olumsuz sonucu doğuruyor. Özellikle narsist bireyler; ilişkide kontrolü ele geçirmek, karşı tarafın duygu ve düşüncelerini yönlendirmek, vazgeçilmez olmak ve karşı tarafı kolaylıkla manipüle edebilmek için partnerlerine ‘’Love Bombing’’ uyguluyorlar. İlişkinin ilk zamanlarında partnerine sürekli iltifat eden, hediyeler alan, aşırı sevgi ve ilgi gösteren, aşırı kıskanç ve aşırı korumacı bir tutum sergileyen bireyler sonrasında hayal kırıklığı yaratabiliyorlar. Çünkü bu kişiler istediklerini elde ettiklerinde bir anda karşı tarafı gözden çıkarabiliyor ve karşı tarafta suçluluk duygusu oluşturabiliyorlar. ‘’Love Bombing’’ üzerine yazdığım yeni yazımı okumanız için sizinle de paylaşmayı isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/love-bombing-nedir/

Umuyorum ilgiyle okursunuz,
sağlıkla kalın.